Güçlü Ordu Güçlü Türkiye

Dünden Bugüne Arakan

Coğrafi Konum

Çin hindi yani Hindistan ve Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki yarım adadaki Myanmar, resmi ismi ile de Myanmar Birliği Cumhuriyeti. Coğrafi konumu ile Kuzey batısında Hindistan ve Bangladeş, doğu kısmında Çin, güneyde ise Tayland ile komşu olmakta. Analizimizin odak noktası Myanmar’ın Bangladeş sınırında bulunan ve yedi eyaletten biri olmakla beraber karışıklık ve zulmün en fazla olduğu Arakan bölgesi. Arakan’da nüfusun çoğunluğunu Budistler ve Müslümanlar oluşturmaktadır. Buradaki Müslüman kesime karşı olan baskı her ne kadar uzun yıllara dayansa da somut olarak 1950’lerde Budist Myanmar’ın İngilizlerden bağımsızlığı almasıyla bir anlamda başlamış oluyor.

arakan-nerede
Coğrafi Konum

Arakan bölgesindeki etnik ve dinsel bu çatışmalar,temelde Müslüman azınlığın taleplerinin ve varlığının Budist yönetim tarafından tanınmaması,tanınmamakla birlikte zulmedilmesi.

Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu
Birçok kez kanlı olaylara sahne olmuş ve hala olmaya devam eden bölgede Müslüman azınlığın safında yer alan “Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu”nun bölgede bir İslami devlet kurma arzusu ve Myanmar ordusuna yaptığı saldırıları, gergin olan ortamı daha üst seviyelere taşıyor, zaten zulüm taraftarı olan Budist yönetim tarafından masum Müslüman halkının oluşan baskı altında daha fazla ezilmesine sebep olabiliyor. Oluşum hükümet tarafından “terör örgütü” olarak nitelendiriliyor ve üyelerinin yurt dışında eğitim aldıklarını vurguluyor.


1982 ‘Vatansızlık’ Kararı

Arakan meselesinin değinmemiz gereken bir noktası da 1982’deki yine Müslüman halk aleyhine verilen “Vatansızlık” kararı. 1982’de kabul edilen Vatandaşlık Kanunu ile ülkedeki tüm etnik gruplar vatandaş olarak kabul edilirken Rohingyalar ülkenin vatandaşı olarak kabul edilmemiş ve resmen ‘vatansız bir halk’ konumuna düşmüştür.

2012 Olayları ve Sonrası

Devlet politikalarıyla körüklenen etnik-dinsel husumet 2012 yılı içerisinde meydana gelen hadiselerle kendini göstermiştir.

Habere göre “Bir Budist kadın 28 Mayıs günü üç kişi tarafından tecavüz edilip öldürülmüştür. Faillerin ise Müslüman olduğu iddia edilmiştir.Myanmar polisi üç zanlıyı tutuklayarak cezaevine sevk etmiştir. Bu sırada cinayet zanlılarını taşıdığı gerekçesiyle bir otobüse saldırı düzenlenmiş ve 10 Müslüman öldürülmüştür. Yangon’da toplanan çok sayıda Müslüman, bu saldırıyı protesto etmiştir. Hükümet ise olayın araştırılması için bir komisyon kurmuş ve olayla ilgileri olduğu gerekçesiyle 2 Temmuz’da 30 kişi tutuklanmıştır. Lakin gerilim daha da tırmanmış; öfkeli bazı Budist gruplar, Müslümanlara ait ev ve iş yerlerini hedef almış, camileri ateşe vermiştir. Oluşan hadiselerde 1,000’den fazla Müslüman öldürülürken, binlercesi de evlerini terk etmek zorunda kalmıştır.”

Bu olayların akabinde birçok Arakan’lı Müslüman güvenlik gerekçesiyle çeşitli kamplara yerleştirilmiştir. Nehir üzerinden kamplara götürülürken Myanmar askerleri tarafından nehirdeki botlara ateş açıldığı ve insanların öldürülmek istendiğinden bahsedilmekte. Ayrıca kamplarda açlığın sınırda olduğunu ve yardıma ihtiyaç olmasına rağmen yine sessiz kalındığı da belirtiliyor.

Olaylar sonrasında Rohingya Dayanışma Örgütü Başkanı Dr. Muhammed Yunus “Bize bu dönemde sadece Türkiye destek verdi. İlk kez bir Türk bakan bizi ziyaret etti.”şeklinde açıklamalarda bulundu.

- Sponsorlu Gönderi -

Gerçekten de uluslararası aktörlerin Arakan konusunda somut tepkiler vermediği görülmüştür. ABD ve İngiltere, garip şekilde “endişe verici” olarak nitelendirmek ile yetinmiştir.

thumbs_b_c_b07c8d3bf1f6aed92bb3c07191bfbf93

Son Olaylar (25 Ağustos 2017)

Son olaylar 25 Ağustos Cuma günü Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu’nun Bangladeş sınırındaki bir askeri üsse ve polis karakollarına düzenlediği saldırıların ardından başladı.Onlarca polisin öldürüldüğü saldırılar sonrasında Myanmar ordusu ve aşırılıkçı Budist Rahipler Arakan’lıları hedef alan karşı saldırıya başladı.Bunun üzerine Myanmar ordusu geniş çaplı operasyonlar gerçekleştirdi.Yapılan operasyonlarda çok sayıda Arakanlı Müslüman köyü ateşe verilirken, binlerce insan bölgelerini terk etmek durumunda kaldı. Arakan’da geçen yıl da polis kontrol noktalarına yapılan saldırıların ardından Myanmar ordusunun yaptığı bu operasyonlar, Müslüman azınlığı üzerinde büyük şiddete maruz bırakmıştı.

Olaylar sonrasında 2012 yılından bu yana bölgede insani yardım faaliyeti gösteren Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA)’nın bölgeye ulaştırdığı bin tonluk yardımın dağıtımı sağlandı. Dünya Arakan’daki Müslümanların sorunlarına kulaklarını tıkarken Türkiye geniş bir heyetle Bangladeş’teki kampları ziyaret ederek Arakan’daki Müslüman azınlığın yanında oldu.Bunun yanında da yine AFAD, Kızılay ve bazı STK’ların işbirliğiyle “Arakan Kan Ağlıyor, Türkiye Yardım Elini Uzatıyor” yardım kampanyası başlatıldı. Diğer taraftan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Uluslararası Kamuoyu’na yaptığı çağrılar ile “Katar Krizi”nde de gördüğümüz şekilde Arakan’da da dikkatleri bu bölgeye çekmeye çalışmıştır.

arakan-3

Sonuç olarak Arakan Müslümanlarının uzun süredir maruz kaldığı ayrımcılığa ve zulme sessiz kalan uluslararası aktörler, ancak 2012 yılında meydana gelen çatışmalar sonrasında cılız bir tepki göstermişlerdir. Bunda en önemli faktör bölgenin jeopolitik ya da yer altı/ yerüstü zenginlikleri açısından cazip olmamasıdır. Suudi Arabistan’a iltica eden Arakan’lıların ülkelerindeki hadiseleri medyaya aksettirmeleri ve Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun bölgeye ziyareti, aynı 2017 Ağustos ayında yaşanan son hadiseler sonucu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrıları ile olduğu gibi Arakan’ın dünya gündemine gelmesinde etkili olmuştur.Batılı ülkeler ise her zaman olduğu gibi ancak Hıristiyanları ve bölgeye giden uluslararası yardım örgütlerinin personeli hedef alındığı zaman reaksiyon göstermiştir.

Uluslararası alanda Devletler düzeyinde değerlendirildiğinde sadece kısmen bazı Müslüman ülkelerin Arakan’lıların yanında saf tuttuğu, diğer birçok devletin tepkisiz kaldığı görülmektedir. Bu konjonktür, uluslararası politika literatüründe de geçen salt çıkar temelli yaklaşımların etkili olmaya devam ettiğini göstermektedir. Benim görüşümce bunun en büyük ispatı da Bosna’da Müslümanlara yapılan zulüm karşısında üzerine düşeni yapmayan Birleşmiş Milletlerin aynı şekilde Arakan’da da aynı net duyarsızlığı göstermeleridir.

Millet olarak Arakan bölgesindeki tavrımız, Dünya’nın neresinde olursa olsun soykırım ve zulüm karşısında sesi çıkmayan insanlığa karşı “Vefalı Türk Geldi Yine” türküsünün ete kemiğe bürünmüş hali, Türkiye’nin şefkat dolu yüreğinin yansımasıdır.

M.Anıl ÇOLAK

Cevap yaz

Your email address will not be published.